
Annanemin annesini evlendirdikleri zaman yerleriyle ,yüklü altınlarıyla gelin vermişler.Eşi yemene cephede savaşmaya gidiyor ve orada şehit düşüyor.Annanem daha yaşını doldurmamış.Dedem ise evin erkeği olmuş her şeyden habersiz...Çok miras kalmış annanemin annesine!etrafta herkesin aklı bu mirasta kalmış.Yetimlerin annesi bir gün bahçedeyken kaynının hain kurşununa hedef oluyor.Daha bahçedeyken oracıkta hayatını kaybediyor.Dedem'i baba tarafı,annanemi ise anne tarafı alıyor.Daha küçücükken iki kardeşin yolları ayrılıyor.Ama ikiside o zamanın şartlarına göre çok iyi yetiştiriliyorlar.Evede el bebek gül bebek.Annanem okuma yazma bilmiyor...Bütün öğrendikleri ezbere dayalı.O kadar şeyi nasıl akılda tutmuş onuda anlamış değilim.Dedem ise Hüseyin efendinin yanında yetişmiş.Hüseyin efendi büyük bir din alimiymiş.17 sene İstanbul'da medrese eğitimi görmüş.Dedem okuma yazma biliyordu.Hüseyin efendinin yanında yetişti tabiki...Hüseyin efendi Ordu'ya yaptırdığı evin modelini istanbuldan almış.Eski İstanbul ne kadar farklı...Resimleri paylaşsaydım keşke dedim !ama başka bir zaman inşallah.Dedem olsun annanem olsun çok küçükler hep peşlerinde dolaşıyorlarmış kandırmak için...Akrabaları annaneme bak sen kızsın,gücün yetmez,elinden yerlerini alırlar diye korkutuyorlar.Sen bana ver ben koruyayım diye elinden alıyorlar...Annanemin yeri yok mu?var ama o kadar az ki...Dedem ise çok diktatör yetişmiş.Kimseye güveni yok,anne baba sevgisinden yoksun,etrafında akbabalar.Hep silahıyla gezermiş,gezerdide...Elindeki mirası huyu yüzünden tutmuş...
Dedem çok değişik bir insandı .Bazen düşünüyorum çok üzülüyorum ona,bazende çok kızıyorum.Bu iki kardeş gürcü çocukları...Dedeme hep moy moy diye çagırıyorlarmış.Lakabı moyda olarak kalmış.Moyun anlamı gel demekmiş.Bir köyün hemen hemen tamamı dedemin.Aynı şekilde bir köyünde hemen hemen tamamıda annaneminmiş.16 yaşına gelmiş dedem.Bir gurup insan geliyor ve dedemin yerlerinin büyük bir bölümüne el koyuyorlar.Dedemde engel olmaya çalışınca döve döve bir dere kenarına atmışlar.Dedem çatık kaşlı,fazla gülmeyen,soğuk kanlı,boylu poslu,yakışıklı,titiz,sinirli anlıyacağınız görüntüsü bizi tir tir titretirdi.Bu arada annanem dedem diyorum.Annemle babam akraba evliliği yapmışlar.Annem dayısının oğluyla evlenmiş.Aramızda çatlak var mı? var olmasa bile hepimiz birer çatlak adayıyız:::)))Şaka bir yana bunu öğrenince onlara çok kızmıştım.Biz hep kardeş gözüyle baktık akrabalarımızın çocuklarına...Ama babam tekrar dünyaya gelsem seçimim anneniz olurdu derdi.Babam yıllarca Hüseyin efendinin adını taşıdı gururla.Hüseyin efendinin İstanbul'dan esinlenerek yaptırdığı ev 6 odalı,3 mutfaklı,3 banyolu,içten merdivenli,iki katlı bir ev.Hala duruyor şu anda amcam kalıyor içinde.Dede o kadar titiz ki!dolabında her şeyi ütülü,giyinmeyi çok seviyor.Şimdi evde tavuk pişer tavuğun en lezzetli yerleri çocuklara verilir.Hatırlıyorum tavuğun en lezzetli yeri olan butlarını babannem iki tane olmak üzere dedeme verirdi.Dedem ise onları deniz korsanları gibi yutuverirdi.Bana hep gırtlacığı düşerdi::))Tavuğun taşlık dedikleri yerini ise bize verilmezdi.Çirkin olursun diye bizi kandırırlardı hainler::))Çirkin olmayalım diye baya bir mücadele verdik biz kardeşler:)Annanem ile dedem hep birbirlerine hasret büyümüşler.Annanemi evlendiriyorlar,dedemde evleniyor.Dedemin 6 çocuğu,annanemin ise 5 çocuğu oluyor...
Çok uzun yazarak sizi sıkmak istemiyorum.Devamını ilerki günlerde paylaşacağım
Sevgiyle kalın:)