Pages

yaşanmış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşanmış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2011 Cumartesi

ÇİRKİN KEDİ YAVRUSU

Bu hikayenin geçtiği zaman çalışıyordum.Sokaktaki çocuklar akşama kadar kedilerin peşinde koşuyorlardı.Seviyorlardı kedileri.Anneler ise ellemeyin pis kedilere diye bütün gün bağırıyorlardı.Hele bir çocuk vardı ki!okula gitmiyordu daha.Bir gün gizlice bir kedi yavrusu sokmuş eve.Gece yatağına almış onu.Sabah kıyamet koptu,anne atmış ikisini de sokağa.Kedileri o kadar çok seviyor ki!bu sefer ellemiyor.Bir sopa yardımıyla sevmeye çalışıyor.Bende zarar görmesin diye bütün gün kedinin peşinde kaldım.Küçücük,çarpık,sarman bir kedi yavrusuydu.Yavruyu alacağım ama Şanslı inanılmaz kıskanıyor.Daha yavru,Şanslı zarar verir diye korkuyorum.Derken bir gün acı acı bir kedi yavrusu bağırıyor dışarıda.Çıktım baktım,benim korkuyla takip ettiğim kedi yavrusu.İki göz kapanmış.Belli ki gözler görmüyor.Çocuklar sopayla sevmeye çalışırken, zarar vermişler kediciğe.Hemen aldım veteriner hekime götürdüm.Bir gözünün tamamen kör olduğunu diğer gözünün yandan görmediğini,dik açıdan gördüğünü söyledi.Kör olan gözün hemen ameliyat olması gerektiğini söyledi.Kararlaştırdık hafta sonu ameliyat olacaktı.Küçücüktü daha,narkoza nasıl dayanırdı.Diğeri içinde tedaviye başlamıştık.Çocuklar ise adını şımarık koymuşlardı.Yavrum gerçekten de çok şımarık birşeydi.İş yerinde büroda tutuyordum onu.Ama Şanslıdan çektiğimi bir Allah bir ben biliyorum.Cuma akşamından eve getirdim.Şanslıyı mecburen iş yerinde bıraktım.Cumartesi günü ameliyata soktum yavruyu.Ameliyat iyi geçmişti,Şımarığı yarı baygın aldım eve getirdim.Onun narkozdan uyanmasını bir görmeliydiniz.İnsan gibi küçücük bedenini bir sağa bir sola atıyordu.Yüzünü patileriyle tırmalamasın diye yakalık takmıştık.Kendi o kadar küçük ki!ona göre yakalık olmadığından benim el becerimle yakalık küçüldü.Küçültülmüş yakalığı bile taşıyamıyordu.Neyse bir kaç gün içinde alıştı yakalığa.Pazartesi günü benimle beraber işe gitmesi gerekiyordu.Düzenli olarak damlatılması gereken bir damlası vardı.Şımarığı bizden başka kimsenin sevmemesi dikkatimi çekti.Farklı bir kediydi Şımarık.Evet çok hırpalanmıştı,çirkin bir kediydi.Arka bacakları uzun ön bacakları ise arka bacaklarına göre kısa idi.Tüyleri ise çok zayıftı.O kadar zayıftı ki!derisi görünüyordu.Kendisi de çok zayıftı.Ama ben onu çok seviyordum.Biraz biraz Şanslı'da alışmıştı ama çok az tutuyordum bir arada.Veteriner çok dikkat et.Şanslı dikişi söker demişti.
Şanslı,Şımarığın ensesinden yakalayıp taşıyordu onu.Şımarığa büroda bir sepet hazırlamıştık.Şanslıyla oynarken evi varmış,hemen oraya kaçıyordu.Bir yandanda iyileştikten sonra ne yapacağımı düşünüyordum.Her yere haber bırakmıştım,sahiplendirmek için.Veterinere giderken onu sepete koymuyordum.Yapışıyordu yakama,o şekilde minibüse biniyorduk.Kontrollerini yaptırıp geri dönüyorduk.Eve götürdüğümde ise bana Şanslının hiç yapmadığını yapmıştı.Çişi gelince nereye olsa bırakıyordu::))Alışması için biraz zaman gerekiyordu.Bir gün ben kara kara düşünürken.Bizim elemanlardan biri girdi odaya.Ben bu kediyi istiyorum bana verirmisin dedi.O kadar çok duygulandım ki!Şımarıklıktan başka hiç bir özelliği yoktu bu yavrunun.İnanılmaz eğlenceli bir kediydi.Akşama kadar beni güldürüyordu.Bende gülmeye hazıdım gerçi::))Arkadaşla konuştum her şeyi...Ev ile konuşmasını istedim.Alıp sonra sokağa bırakmak yok dedim.İyileşene kadarda bende kalması lazım,şimdi veremem dedim.Hepsini kabul etti.Alması kesinleşmişti artık.Şımarık gün gün güzelleşiyordu.Tüyleri dolmaya başlamıştı.Yakalığıda çıkarmıştık.Tedavisi bitmişti.Bir tek göz damlası kalmıştı damlatılacak.Kiloda almaya başlamıştı artık.Temelli kalacağı eve gitmenin zamanı gelmişti.Aldık ablamla beraber Şımarığı evine götürdük.Kapıda karşıladılar bizi,dua ederek verdim Şımarığı onlara.İçimden bir şey koptu.Arabaya bindim eve gelene kadar ağladım.Her gün haber alıyordum ondan.Derken birgün elemanımız gel illaki Şımarığı gör dedi.Evet gördüm ama gözlerime inanamadım.Bir ceylan yavrusu verdi kucağıma.Yine önceki gibi sımsıkı yapıştı yakama:)Çok şanslıydı,çok seviliyor ve çok iyi bakılıyordu.

Sevgiyle kalın:)

25 Aralık 2010 Cumartesi

BİLİNÇSİZLİK:(

Bize gelen Ayhan ustanın yaşadığı bir olaydan bahsetmek istiyorum.
Bir gün yolda giderken bir kedi yavrusunun acı acı bağrışını duyuyor.Nerede nerede diye ararken.Kedinin bir çukura düştüğünü görüyor.Kedi ile göz göze geldim ve gözleri masmaviydi diyor.Onu çukurdan kurtarmak için bayağı bir uğraşıyor.Sonuç olarak kurtarıyor.Kediyi alıp eve geliyor.Eşi bir de çocuğu var.Hemen kaynaşıyorlar kedi yavrusuyla.Ama eve geldiğinde kedinin gözleri kahveye dönüyor.Kendi herhalde kedinin gözü korkudan maviye dönmüştü diyor.Ama bir sorun var ki! kedi pireden kaynıyor.Eşine soruyor ne yapalım?diye.Ustada badana boya ustası.Bir tek bildikleri şey var tiner.Eşi tiner sürelim pireleri öldürür diyor.Kedinin her yerine tiner sürüyorlar.Kedinin bütün tüyleri yanıyor.Bir deri bir kemik kalıyor ortada.1 ay yaşıyor ve ölüyor.
Kediyi kurtaralım derken öldürüyorlar.Kendileri de çok üzülüyorlar bu duruma.Bilinçsizliğin ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu anlatmak için paylaştım sizinle bu kötü hikayeyi.Her şeyi bilmek zorunda değiliz.Bilmediğimiz konuları bir bilene danışarak yardım almalıyız.Ben Şanslı'yı bulduğumda Şanslı'da pireden kaynıyordu.Bulduğum an onu aldım bir beze sardım.Bir veteriner hekimin kapısını çaldım.Ben bir kedi buldum.Bu kediyi beslemek istiyorum ama ilk defa bir kedim oldu.Bana bu konuda yardım edermisiniz? dedim.Sağ olsun yardımcı oldu...
Kalbimiz sıkıştığında doktora gitmeyipte başkasının kalp ilacını kullansak.
Gözümüze bir şey kaçsa,gözümüze parmak soksak.
Kulağımız kaşınsa kulağımıza şiş soksak vs ne olur halimiz.


Sevgiyle kalın...

17 Aralık 2010 Cuma

DEMİRCİİİİİİİİİİİ

Ne güzel durmuş değil mi?gökyüzünde.Öyle güzel durduğuna bakmayın.Ben örgü şişimide taksam bu çatıya yine güzel duracak.Keramet gökyüzünde çünkü...Bu eski bir TV anteni.Hatırlayanlarınız mutlaka olmuştur.Olmadıysa neden?siz benden küçük müsünüz yoksa?Bu gördüğünüz anteni kıskanmamak elde değil.Hem hiç bir işe yaramaz hemde Allahın en güzel nimetlerinden o faydalanır.Bütün gün bencil bencil güzelim mavi gökyüzünü seyreder.Kuşlarla dans edip akşama kadar şakır.Yeryüzünün en temiz suyuyla da duş alır.Onu oraya öyle sağlam yerleştirmişlerdir ki yağmur,kar,fırtına onun umrunda değildir.Bina yıkılsa o önemli bir bayrak gibi çatıda sapasağlam yerinde durmaktadır.İnsanoğlu onu kağıt üzerinde değil diliyle sigortalamıştır.Dil deyip geçmeyin çok önemlidir bu...Akşam üstü 6 gibi Tv açılıyor.Yarımda kapanıyor.6,5 saat TV izleyeceğiz burnumuzdan getiriyor bu gökyüzü şeytanı.Birde tek kanal.Zaten çok kanal olsa millet sinirinden çatlar valla bu antenle...Bir kanalla baş edemiyor.Haberlerden sonra DALLAS başlar.Babam radyosunu alıp maç dinlemeye çekilirdi.Bize bırakırdı televizyonu.Zaten babamla beraber izleyeceğimiz bir dizide değildi.Hatta şu anada her dizide gördüğümüz öpüşme sahneleri çıktığında birbirimizden utanır gözlerimizi kapardık.O sahnenin bittiğini konuşmalardan anlar izlemeye devam ederdik.Biz hep beraber DALLAS'a odaklanmışken bize naz yapmaya başlar bu anten...Tam Pem evi terk edecekken oldu mu? şimdi ya!Karıncalanmalar başladı.Şimdiki zaman olsa tamam.Her karıncalanmaya bir bitkisel ürün tavsiye ediyoruz.Ama zaman farklı.Bitkisel ürünlerde moda değil o zaman.Millet sana yağ,şeker vs kuyruklarındayken bitkisel yağları nerede bulacak.Tek bir çözüm var.Babam evet babam.Hemen babaya gidiyoruz işte böyle böyle.Babam antenin başında.Babama kadarda üç kişi yollarda kulaktan kulağa oynar gibi.Babam bağrıyor oldu mu?.Olmadıııııı...şimdiiii...yok yok...heh tamam baba öyle kalsın...Babam iki paçavra bağlayıp onu sabitliyor.İçeri gelmeden yine bozuluyor...Babam yine antenin başına.Tüh gördün mü? şimdi ya!Pem gece yarısı bu saatte nereye gider?Babi peşinden gitmiş midir? acaba.Tamda yerinde bozuldu bu anten yaaaaa...Anten yüzünden özet seyreder gibi izliyoruz artık DALLAS'ı...Pem'in ne olduğunu anlamadan Lusinin sorunları çıkıyor ortaya.Ceyar zaten bizim antenden beter.Soluk aldırmıyor millete.Sorun sorun üzerine ne oluyorlarla biz 7 kişi anten peşinde.Babam elini bıraktığı an TV bozuluyor.Bazen derdim ki buraya yarım kilo et alıp bağlayalım.Bu ne ya...Babam bize bir iyilik yapsa da dizi bitene kadar tutsa şu anteni diye içimden geçmiyor değildim.Oysaki piyasanın en iyi antenlerinden almıştı babam.Şimdi olsa onu demirciye satar onurunu zedelerdim........

Sevgiyle kalın.
Cumanız mübarek olsun...

14 Aralık 2010 Salı

YOKLAMA!!!

İlk okula köy yerinde başlamıştım.Çevremdeki herkes okullu olduğu için bende illaki okula gideceğim diye çok ağlayınca;daha 6 yaşını doldurmadan okula başladım.Ağabeyimle aramda 6,ablalarımla teki 5 tekide 4 yaş fark olduğu için onlar okulda epeyce bir tecrübe kazanmışlardı.Evde Sabri öğretmenden bahsediyorlardı arasıra.Kafatası avcısı olduğunu duyuyordum onlardan::))Her sınıfa ayrı bir öğretmen bakıyordu.Birinci sınıfları Sabri Sönmez adlı öğretmen okutuyordu.O öğretmenle ilgili aklımda kalan çocukların kafalarını ısırmaları oldu.Sevdiğinin kafasını ısırır,kızdığının kafasını ısırır.Yaşımın küçük olmasından dolayı okula başlamam,okullar açıldıktan sora karara bağlandı.Bende haliyle okula gittiğimde bazı şeyleri diğer çocuklar öğrenmişti.Gittim bir sıraya oturdum.Sabri öğretmen geldi.Herkes ayağa kalktı bende kalktım.Oturun dedi oturduk.Sabri öğretmen öğrencilerin ismini okumaya başladı.Kimin ismini okursa ayağa kalkıyor numarasını söylüyor.Ben yeni geldiğim için benimkini en son okudu.Numaram bana söylenmemişti.Ben ne yapacaktım şimdi.Ya kafamı ısırırsa:(Neyse adımı okudu ayağa kalktım.Onu korkutmak için ben babamın kızıyım dedim::))Amacı benimle eğlenmekmiş meğer ne bileyim.Gülmemek için kendini zor tuttu.O zamanlar öğretmenler daha bir ciddiydi.Ama bana hiç biri ciddi kalamıyordu.Çok güldürüyordum onları.Yaşım çok küçük olduğu için bazı disiplin kurallarını çok çabuk idrak edemiyordum.Küçücük kırmızı bir çantam vardı.Bavul tarzında.Elime alır yola çıkardım.Biraz ilerleyince her hangi bir öğretmene rastlardım.Çantamı elimden alırlardı.Ya elimi tutar yada beni kucaklarına alırlar o şekilde okula giderdim.Okula gidince ise 2. sınıfın öğretmeni beni içeri alır sobanın başına oturturdu.Sabri öğretmenim şimdi sizlere ömür.Nur içinde yatsın inşallah.Benim üzerimde emekleri çok olmuştu.Hı Sabri öğretmenim kafamı ısırdı mı?Tabiki::))Korkacak kadar değilmiş::))
Numaram ise 253 tü.
Siz numaranızı hatırlıyormusunuz?Hatırlıyorsanız paylaşın lütfen:)


Sevgiyle kalın:)

10 Aralık 2010 Cuma

EY İNSAN!!!

Burası Darıca,gece yarısından beri bir kış kıyamet.Hadi hayırlısı diyelim.Oysa dün ne güzeldi hava,günlük güneşlikti.Ne yapalım Allah'tan gelenin her zaman başımızın üzerinde yeri var.Ben biraz bugün size dünden bahsetmek istiyorum.Dün biz üç kız kardeş GYTE deydik.Burası neresi?Burası Gebze'de bir üniversite.Bizim burada olma sebebimiz ise,Cemalnur Sarkut hocanın konferansı vardı.Ağzımızın içine kadar gelmiş kaçırılır mı?Buda 2010 a ait son konferansıymış.Salon dolmadan herkesten önce geldi.Kendi nede insana da saygısı ne kadar büyük dedim kendi kendime.
Cemalnur Sarkut kimdir?
3 Kasım 1952 İstanbul doğumludur.
Hayatını hep eğitim alarak geçirmiştir.
Devlet mimarlık mühendislik Akademisi Kimya Fakültesini bitirmiştir.
Mesnevi ve Kuran üzerinde uzun yıllar çalışmaları olmuştur.
Afrika kökenlidir.
Genç yaştaki evladını kaybederek evlat acısı çekmiştir.
Türk kadınları kültür deneği İstanbul başkanıdır.
Benim için o bir hiçtir deyin.Diyen biridir.
Bu kadarla bitmiyor tabiki;ama ben sizi fazla uzun yazarak sıkmak istemiyorum.
İlk önce bu tür etkinliklerinden dolayı GYTE ye minnettarım.Bizi ismini hatırlamadığım bir DOÇ.karşıladı kapıda.Hoş geldiniz dedi.Kısa bir sohbetten sonra yerimizi aldık salonda.İlk önce öğrenci arkadaşlarımızdan biri ufak bir konuşma yaptı.Daha sonrasında Doç. bayan Cemalnur Sarkut kimdir anlattı.Peşindende Sevgili hocamızı kürsüye davet etti.Cemalnur Sarkut hocamız,ben kimim ki;ben neyim ki!ben bir hiçim diyerek başladı konuşmasına.Peşinden Tasavvufa değindi.
Muharrem ayında olduğumuzdan,bu ayın öneminden Peygamberlerin bu ayda önemli hadiseler yaşadığından.Örnek;Nuh'un tufanının bu ayda olduğundan.
İslam,farklılıklara hürmet demektir.
Edep,her yerde Allah'ı seyretmek,görmek demektir.
Mesnevi;Kuran'ın açıklaması.
Aşk;İki kişinin yanyana gelip,bir noktaya bakmasıdır.
Müslümanlık;Teslimiyet demek.
Mevlana hz'den bahsetti.
Şems;Güneştir.
Mevlana;Ölümü daima kabul eder.
Nefis;kadını temsil eder.Akıl;erkeği.
Hak benden memnun mu? düşüncesi tasavvuf gözlüğünü takmaktır.
İbadetlerin en yücesi namazdır.
Sabah namazı;Sırrımızın namazı,
Öğlen namazı;Tam ruhun namazı.
İlkindi namazı;Gönül namazı.
Akşam namazı;Nefis namazı
Yatsı namazı;Bütün huylarımızı secde eder.
Bir insanı vs seveceğiz.Kalbimizde yer etmeyeceğiz.Yani taparcasına sevmeyeceğiz.
Daha bir çok şey var anlattığı dediğim gibi sıkıcı olmayayım.Güler yüzlü,alçak gönüllü.Anlattıkça anlatıyor.Hiç bıkıp usanmadan.Ben giderken fotoğraf makinamı unutmuşum.Ceple çektim ama pek net çıkmamış.O nedenle yayınlamadım.En son plaket verildi.Bizde Boy-24 en 15,5 cm olan kitabını tam 15 liraya aldık.Sayfa,561 sayfa...Hizmet uğruna bedava.Kitap üsteki kitap.Birde imzallatık sağ olsun kırmadı bizi.Şimdi büyük ablam başladı okumaya sırayla okuyacağız inşallah.
Arabaya bindik geri geliyoruz.Şöyle dedi böyle dedi derken.Abam orada bir şey unuttu.Harf alayım dedi.Güle oynaya neşe içinde eve geldik.Kulaklarda pas kalmadı.


Sevgiyle kalın:)

Görsel-GÖNÜL ÇELEN

28 Eylül 2010 Salı

AMERİKALI ARILAR

Evet arkadaşlar 3 gündür teyzemler bizdeler,birde annem 4 kız kardeşler...Onların sohbetlerini görmeyin.O kadar hoşlar ki!Burası kalabalık olunca daha bir güzel geçiyor.Gittiğimiz yer kalabalık olmasa da biz 3 kız kardeş herkesi kışkırtıp yanımıza çekmeyi çok iyi biliyoruz.Haliyle Mudanyadaki teyzemide Ordu'ya getirmeyi başardık.Onlar gelince kuzenimde geldi.eşi ve çocuğuyla işte bu dedik.Her şey çok iyi gidiyordu ta ki pazar gününe kadar.Soğanla yapılan kavurmalar çok meşhurdur karadenizde.Burada her şey organik.Elma,üzüm,incir,lahana,ahududu,biber,kirmit(mantar),salatalık,domates,patlıcan vs.Sabah kahvaltılarında bir kavurma yapılır illaki...Hadi bugün bahçeden topladığımız mantarı kavuralım dedik.Mudanya daki teyzemin özlediğini düşünerek.Masayı kurduk kahvaltılıkların yanında birde kirmit(mantar) kavurması.Teras gibi bir balkonumuz var,bütün günümüz orada geçiyor.Haliyle yemeğimizi de orada yiyoruz.2 haftadır burada arılarla mücadele ediyoruz.Resmen bize saldırıyorlar.Kendilerini bildiğimiz ateşin içine atıp intihar ediyorlar.Bunun mutlaka bir bilimsel açıklaması vardır.Hatta kahvaltıda pekmez,reçel olduğunda bizi rahat bıraksınlar diye birazda onlara veriyorum.Yukarıdaki resimde görüldüğü gibi ama bizi yine rahat bırakmıyorlar.Neyse kahvaltı masasına oturduk.Mantar servis yapıldı..Ben ikinci servise başladım.Büyük teyzeme tekrar vermek istedim.Ben ev sahibi ısrarıyla tekrar verdim.Teyzem çatalına almış tam ağzına atacakken üzerine bizim arı konuvermiş.Teyzemde ağzına atınca bir acıyla ağzındakileri çıkardı.Ne oldu ne oldu derken.Bizim arı teyzemin dilini sokmamış mı.Haydaaaaaaaa::)))Teyzemde sivri dillidir ha::))Anında dil kümesten çıkmış taze yumurta gibi oldu.Teyzeminde oğlu doktordur.Ona hep söylerler şu durumda şöyle yap falan diye.Teyzem hemen 2 tane alerji hapı içti.Kuzenim duymasın bir iki kocakarı ilacı yaptı.Teyze bu kocakarı ilaçlarıyla olmaz hemen bir doktora gitmek lazım dedik.Boğazına inerse alerjinde var nefes alamazsın dedik.Neyse iki ablam ve ortanca teyzem büyük teyzemi hemen hastaneye götürdüler..Yolda ablamlara bu gitgide şişiyor ben orada belki konuşamam doktora söylersiniz bu alerji hapını içtim,işte böyle böyle dersiniz diyormuş.Hastaneye gittiğinde artık teyzem konuşamaz olmuş.Acile gitmişler.Hastanede herkes birbirine sorarya neyin var diye.Teyzeme oradaki hastalar soruyorlarmış teyze neyin var diye.Teyzem bizimkileri işaret ediyormuş onlara sorun diye...Hep beraber bir gülme krizne giriyorlarmış.Doktor gelmiş teyzemi içeriye almış.Teyze şikayetn nedir? demiş.Ortanca teyzem gizliden konuşulurya o ses tonuyla arı demiş.Ne arsı demiş doktor.Teyzem kısık ses tonuyla yine arı soktu demiş.Kötü bir şeyde konuşmadı demiş doktora...Acil servis artık kahkahalara tanık olmuş o gün.Doktor iyiki alerji hapı içmişsin demiş.Serum vermek için başka bir odaya almışlar teyzemi.Doktor teyzemi çağırırken dilini eşek arısı sokan teyze gelsin diyormuş.Hemen bir serum vermişler.Teyzem geri geldiğinde dilinin şişi inmişti.Dilimi törpülediler geldim diyor birde.Bunların dördünün bir arada olduğunu düşünün...Çok keyifliler çok...
Sonra hepsi bu konu üzerinde sohbet ediyorlar.
Ayakları takılıp yere düşseler Amarika dan biliyorlar.Haliyle bu arılarıda onların gözünde birer Amerikalı.
1.Teyzem-Dil de ısırılırmı dimi ama diyor.
2.Teyzem-Ay bu arıları Amerikalılar uçakla havadan bize atıyorlarmış diyor.
3.Teyzem-Evet ya bilmiyormusun geçen sene Tokat'ta kavanozla kene salmışlar diyor.
Annem de Amarika dan bize bir araç salıyorlar(ufo) bizim gece gündüz ne yaptığımızı gözetliyorlar namussuzlar diyor.
Hepsi konuştukları konuda hemfikirler...


Sevgiyle kalın:)

Görsel-GÖNÜL ÇELEN

23 Eylül 2010 Perşembe

AMAN ALLAHIM::((

Bir çok kişi korku filimlerine giderken,evine DVD ler alırken ben kesinlikle izleyemeyenlerdenim.Filmin müziğinden bile anlarım korku film olduğunu...Ablalarım bile izleyemiyorlar benim yüzümden.Müziğin sesinden anladığım an kapatalım diye yalvarmaya başlıyorum.Çok zaman geçti 18 yaşlarındaydım.Birgün ablamlarla şöyle kestili,biçtili,çocukları yakalayıp organlarını alıyorlar felan...Biz bunu izledik.Büyük ablam korkmadı.Ben ve ortanca ablam filim bittikten sonra uyuyacağız.Beraber uyuyalım dedik çok korkuyoruz.Ablamın ayağı bana değdi.Bende bir çığlık.Benim ayağım ablama değiyor onda bir çığlık.Derken o akşam büyük ablamın yanına gittik.Abla biz çok korkuyoruz seninle uyuyabilirmiyz dedim.O korkmuyorya bizi kurtaracak gibi geliyor.Daha size korku filimi yok dedi ablam.Sıkış sıkış üç kardeş uyuduk.Hatta sıkış sıkış uyumaktan  ben hiç rahatsız olmadım.Bir sarıldım korkusuz  ablama sabaha kadar mışıl mışıl uyudum::))O gündür bu gündür korku filmi izlemiyorum.Şu üsteki resimden bile ürktüm.Görmeye tahammülüm yok.Biraz dursun  bakalım eğer beni strese sokarsa kaldırır bir çiçek resmi koyarım:)
Korku hep uzak olsun hayatımızdan.

Sevgi ve sağlıkla kalın.

10 Ağustos 2010 Salı

İŞTE GELDİ RAMAZAN

Zaman ne çabuk geçiyor.İşte yeni bir Ramazan ayı daha geldi.Bu günleri gösteren Allah'a şükürler olsun diyelim.İlk savura bu sabah kalkacağız inşallah.Bu sıcak günlerde Allah hepimize sabır versin.Dışarıda çok işi olmayanlar fazla dışarı çıkmasın değil mi?özelliklede yaşlılar.Doktor tarafından oruç tutamazsın denilen kişilerde fazla inat etmesin bence,bu yüzden annem ölümden döndü bir kere.5-6 yaşlarında Ordu'da bir köydeydim diyeyim.Elektrik yoktu.Evde gaz lambası yanıyordu.Misafir geldiği zaman tüpe takılan bir aparat vardı.Onu takıyorduk ,daha çok aydınlık sağlıyorduk.Bu aydınlığı sağlayan şeyin adınada lüks lamba denirdi.Dedem ise buna löküs lamba derdi.Uzun süre ben de ona löküs lamba dedim::))Yeşil renkte cipler vardı o zamanlar.Sağında solunda oturaklar var,tutma yeri yoktu.Yollar bozuk.Biz çocukları bir gülme kriz alırdı sormayın.Oturuyormuyduk ayaktamı gidiyorduk belli değil.Kıkır kıkır merkeze ulaşıyorduk.Pazartesi günleri merkezde pazar olurdu.Ciplerde haftada bir pazartesi günleri sefer yapardı.Eğer biz çocuklardan biri hasta olursa babam bizi atla merkeze götürürdü.Bildiğimiz dıgıdık dıgıdık::))At arabası değil.Atın üzerine semeri atar dört nala...Ben küçüktüm o zamanlar ama benden büyük olan ablam çok güzel ata binerdi.Semersiz.O zamanlar Ramazan aylarında oruç tutamazdık tabiki.Ama çok hevesliydik kalkıp annem ve babamla yemek yerdik.Darıcadaki davulcuları bilmiyorum ama İstanbul daki davulcular davula yalnızca vuruyorlar.Hiç bir name yok.Bizim köyde hem çalar hem söylerdi davulcu.Her geldiğinde hediye olarak yumurta alırdı bizlerden.Bizim tavuklar gece gündüz çıkmazlardı kümesten::))Davulcunun söylediği sözlerden biride şöyleydi.
İşte geldim kapınıza.
Selam verdim yapınıza.(Eğer yumurta vermezseniz)devam ederdi.
İşte geldim kapınıza.
Da da gelmem kapınıza (der ve küserdi)dahada davos a gelmem misali::))



Hepinize hayırlı ramazanlar.

Sevgiyle kalın:)

24 Temmuz 2010 Cumartesi

KIYAMAM SANA:(

Gif Kaynak
Rusya da reklam çekimi amacıyla uçurulan eşek polisler tarafından bulunmuş.Ben eşeğin uçuş halini gördüğüm an psikolojim bozuldu.Eşeğin o anki ruh halini düşünemiyorum bile...Eşeğin sahibi hiçbir şey yapmadıklarını sahildeki insanların eğlendiklerini söylemiş.Bir şey yapmadınız madem ne kaçıyorsunuz?Sahildeki çocuklar ağlamaya başlamışlar...Bir çocuk beynine bile sahip değiller.Böyle bir adamı rokete bağlayıp uzaya göndereceksin peşindende güleceksin...Beyinsizler.

Sevgiler:).

20 Temmuz 2010 Salı

ZOR

Teyzem arkadaşının rahatsız olduğunu duydu.Arkadaşını ziyaret etmek istedi.Bizde teyzeme ziyaret için arkadaş olduk.Teyzem sizin gibi pozitif insanlara ihtiyacı var arkadaşımın dedi.Hasta ziyareti çok önemli,bu hastalar birde yaşlıysa önemi daha da büyük.Mudanya sıcak eğer evler bahçeliyse,hemen bahçeye oturuluyor.Ziyaret ettiğimiz evde de aynı oldu.Teyzemi gördüklerinde çok sevindiler.Evde iki kişi oturuyor.Çocuklarını evlendirmişler.N.Amca kalp hastası,çok hareket edemiyor.Yoğun nefes sesleri kulakları tırmalıyor.Tırmalamadan öte nefes seslerini duydukça eriyorsunuz.Sandalyelerin üzerilerini bir kumaş ile örtmüşler,tozlanmasın diye.Evde fazla iş olmasın diye bir çok tedbir almışlar.N.Amca yavaşça ilerledi örtüyü kaldırdı,altından sandalye çıktı.Ne dedimse sandalyenin yönüne geçmeme izin vermedi.Bize o üst üste dizili sandalye yığınından sandalye çıkardı.Onların o halini görünce sandalyeye oturmaya utanıyor insan.Ama sonuçta oturduk.
F.Teyzeye kanser teşhisi koyulmuş.Ertesi gün için filim çekileceğini anlattı bize...Filim için bir gün önceden hazırlık yapıyordu.Saat aralıklarıyla ilaç içiyordu.Eşi ise ilacın ismini zehir diye adlandırıyordu.Arkasından da gülmeye çalışıyordu.F.Teyze çok ağlamıştı belli,dudakları ve gözleri şişmişti.Kendisi de çok ağladığından bahsetti bize...Kendi derdine düşmüşken birde torununa üzülüyordu.Üç yaşındaki torununu bakıyormuş hastalanmadan önce.Hastalandıktan sonra babaanneye göndermişler çocuğu.Çocuk babaanneye alışmakta güçlük çekiyormuş.İllaki alışacak ama bu durum onları çok üzüyor.Çocukları o gün onları ziyarete gelmişler ama aynı bizim gibi geri dönmüşler.Biz üç kardeş bir anlık onlara dertlerini unutturmayı başardık.Hem neşelendirdik hemde konuştuk onlarla.Kanser hastalığıyla mücadele etmek için moral çok önemli.Bizim şu anda yanında olduğumuz teyzemiz ikinci kanser hastalığından sıyırdı kendini.
Birinci etken yaşama sebebini veren ALLAH
İkinci etken moral
Üçünü etken gıda
N.Amca kalktı eve girdi.Bize asitli meyva suyu doldurmuş bardaklara.Sonra düşündüm yavaş yavaş hareket etmeleri iyidir dedim.Benim kuzenimin eşi doktor.Bana annesinden ve annanesinden bahsetti.İkisi beraber yaşıyorlarmış.Annane 99 yaşında annede yaşlı ikiside şeker hastaları.Üstelik ünsilin kullanıyorlar.Çok kavga ediyorlarmış.Ben onların arasına asla girmiyorum,kendikendilerine kavgayı bitiriyorlar,bu kavga onların tek yaşam sebepleri,şimdi biliyormusun hiç kavga etmiyorlar dedi.Çok üzülmüştüm.Bundan yola çıkarak bize iki bardak içecek koyması belkide onun için iyi idi.Asitli dedim bizim evde asitli içecek çok nadir içilir,yalnızca misafire eşlik etmek için.N.Amca bir bardak fazla doldurmuş içeceği.Karşıdan işaret etti bana!onuda iç kızım dedi...Sen zahmet edip getirmişsin ben bir kazan olsun içerim dedim.Biz kalmak istedikçe kaldırmadılar.Onlar bizi tanır gibiydiler zaten.Teyzem bizden bahsetmiş arkadaşına...Onları tanıdığımız için çok mutlu olduk...
Onlara baktığımda mutlu olduğum yön hala birbirlerine sevgiyle bakıyorlardı.Hasta olmalarına rağmen içlerinde yaşam sevinçleri devam ediyordu.Allah ömür verirse bizlerde yaşlanacağız.Yaşlılık çok zor aynı onların dedikleri gibi...

Sevgiyle kalın:)

25 Haziran 2010 Cuma

SUS MORALİMİ BOZMA:(

Bugün erken saatte karga....... yemeden kapı çaldı.Kapı ablam tarafından açıldı.Hoş bir bayan.İşte ben şu hastaneden geliyorum tansiyonunuzu ölçmek için gönderildim dedi.Ablamda genelde bu gibi durumlarada kusura bakmayın vaktim yok der.Uzatıverdi kolunu hemen...Bende uzaklaşmıyorum oralardan ne olur ne olmaz diye...Hoş bayan dediki bundan sonra konuşmayan tansiyon aletleri Türkiyede yasaklanacak.Belliki bir hastaneden gönderilmemiş.Tansiyon aleti satıyor.Hemen aklıma şu geldi.Susturululan Türkiye'de artık tansiyon aletleri konuşacak , her konuştuğundada moralimizi bozacak:( Yine olan bize olacak.

Hayırlı cumalar.
Sevgiyle kalın:)